Gündem

Tarih ve Deneyim Müzesi’nde Zaman Yolculuğu


Ayasofya’nın 1700 Yıllık Sırları: Tarih ve Deneyim Müzesi’nde Zaman Yolculuğu

Mine Köseler/İSTANBUL-BHA

Dünya mimarlık tarihinin günümüze kadar ayakta kalmış en önemli anıtları arasında yer alan Ayasofya; mimarisi, ihtişamı, büyüklüğü ve işlevselliği yönünden sanat dünyası açısından önemli bir yer teşkil etmektedir. Sultanahmet’te bulunan At Meydanında Defter-i Hakani Nezareti binasında ziyarete açılan Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi, Ayasofya’nın yaklaşık 1700 yıllık tarihini anlatıyor. Müzenin üçüncü katında Roma İmparatorluğu Dönemi, ikinci katında Osmanlı Dönemi, yeni nesil teknolojinin sunduğu imkanlar ile sürükleyici görsel ve işitsel bir gösterim ile anlatılıyor. Birinci katında ise, önemli bir bölümü ilk kez sergilenen eserlerin yer aldığı dört bölüm bulunuyor: Kilise, Camii, Müze ve yeniden Camii. Ayrıca binanın zemin katındaki pencerelerden Doğu Roma dönemine ait sarnıç izlenebilmektedir. Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi, Ayasofya’nın zengin tarihini bütünsel bir perspektif ile yaşamak isteyenler için benzersiz bir deneyim sunuyor.

 

 

Ayasofya Camii, İstanbul’un tarihi yarımadasında yer alan ve dünyanın en ünlü yapılarından biri olan bir cami ve eski bazilika, katedral ve müzedir. İlk olarak Bizans İmparatoru I.Justinianus tarafından 537 yılında Ayasofya Kilisesi olarak inşa edilmiştir. Kilise, İstanbul’un o dönemdeki merkezi olan Konstantinopolis’te yer almaktadır. Ayasofya, döneminin mimari ve mühendislik harikası olarak kabul edilmektedir.

 

İşte Ayasofya Camii’nin bazı önemli özellikleri:

Mimarisi: Ayasofya, Bizans döneminde inşa edilmiş bir bazilika tarzı yapıdır. Kubbeleri, kemerleri ve destekleyici sütunlarıyla dikkat çeker. İç mekanı, büyüleyici bir boşluk hissi veren büyük bir merkezi kubbeyle vurgulanmıştır. Kubbenin yüksekliği 55.6 metredir ve 31 metre çapındadır.

Tarihçe: 1453 yılında İstanbul’un Osmanlılar tarafından fethedilmesinden sonra Fatih Sultan Mehmed tarafından camiye dönüştürülmüştür. Osmanlı döneminde caminin mimari yapısında bazı değişiklikler yapılmıştır. Minareler eklenmiş, bazı mozaikler örtülmüş veya kapatılmıştır.

 

Müze Dönemi: 1935 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından Ayasofya, müze olarak kullanılmak üzere açılmıştır. Bu dönemde caminin içerisindeki mozaikler ve diğer değerli eserlerin restore edilmesi ve korunması sağlanmıştır.

Camiye Dönüşme: 2020 yılında Türkiye’nin Yüksek İdare Mahkemesi’nin aldığı bir kararla Ayasofya’nın tekrar cami olarak kullanılmasına izin verilmiştir. Bu kararın ardından Ayasofya Camii, 24 Temmuz 2020 tarihinde yeniden ibadete açıldı.

 

Ayasofya, hem sembolik hem de turistik bir çekim merkezi olarak, İstanbul’un simgesi olarak bilinen bir yapıdır.

Bu yıl Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi’ne ibadet için gelenlerle turistik amaçla gelenlerin girişlerini ayıran yeni bir düzenleme yapıldı.Buna göre Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi’ne ibadet için gelenler ile camiyi turistik amaçlı ziyaret eden yabancıların girişlerini ayıran yeni uygulamaya başlandı.

Yabancı turistler 25 euro karşılığında caminin üst katını gezebiliyor.Bu ücret üst katı gezmek isteyen Türk vatandaşları için de geçerli.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu